Evde Hangi Balıklar Beslenir? Bir Akvaryumun Sessiz Hikâyesi
Merhaba forumdaşlar,
Uzun zamandır buraya yazmak istiyordum. Bazen insanın içinde bir şey birikir, anlatmadıkça büyür ya… İşte öyle bir akşam, salonumun köşesinde usul usul yüzen balıklarıma bakarken düşündüm: “Evde hangi balıklar beslenir?” diye değil, “Evde hangi duygular bu balıklarla yaşar?” diye sormak gerektiğini fark ettim.
Bu hikâyeyi paylaşmak istiyorum çünkü bir akvaryumun içinde sadece su, bitki ve cam yok. Orada küçük bir evren var: sabırla, dikkatle, bazen de duygusal fırtınalarla dolu bir dünya.
---
Bir Akvaryumla Başlayan Sessizlik
Ali, teknolojiye meraklı, planlı ve stratejik düşünen bir adamdı. Bir gün işten dönerken, vitrinde ışıl ışıl parlayan bir akvaryum gördü. İçinde renk cümbüşü: turuncu Japon balıkları, neon tetras, birkaç moli… Dakikalarca camın önünde kaldı. Eve dönerken aklında sadece tek bir cümle vardı:
“Bu sistemi kurarsam, suyun dengesini, filtrenin gücünü, oksijen oranını tam ayarlarsam… her şey mükemmel olur.”
Eşi Elif ise farklıydı. O, canlılara kalbiyle yaklaşan, duygularla düşünen bir kadındı. Akvaryum fikrini duyunca yüzü aydınlandı:
“Ne güzel olur Ali, evin içinde küçük bir hayat. Onlara isim veririz, belki müzik bile dinletiriz…”
İşte o gün evlerinde 60 litrelik bir akvaryum kuruldu. Su doldu, filtre çalıştı, ışık yanıp söndü. Ama aslında evde yeni bir hikâye başlamıştı.
---
Japon Balıklarının Sükûneti ve Neonların Işıltısı
Ali, ilk günden itibaren hesap makinesiyle yaşadı. Su sıcaklığı 25 derece, pH 7.4, filtrenin debisi dakikada 300 litre olmalıydı. Akvaryum onun için bir proje, bir düzen denemesiydi.
Elif ise balıklarla konuşuyordu. Onlara “Limon”, “Maviş”, “Pamuk” gibi isimler taktı. Bir Japon balığı suyun üstünde yavaşça yüzerken Elif şöyle diyordu:
“Bak Ali, bu balık bizi dinliyor sanki. Bir şey anlatmak istiyor.”
Ali gülümserdi: “Elif, o sadece suyun yüzeyindeki oksijeni alıyor. Gayet normal.”
Ama Elif için o an normal değil, anlam doluydu. Çünkü onun dünyasında her canlı hissediyordu.
---
Balık Seçerken İki Dünya
Bir hafta sonra akvaryuma yeni balıklar eklenecekti.
Ali, stratejik bir plan yaptı. “Bak Elif, Japon balıkları yavaş. Neonlar hızlı. Aynı akvaryumda yaşarlarsa stres olur. Ayrıca lepistes doğurur, fazla çoğalır. Bence moli veya plati almalıyız. Dengeli tür seçimi yapmalıyız.”
Elif ise vitrindeki bir lepistesi gösterdi. “Ama şu turuncu kuyruğuna bak. O kadar zarif ki. Belki biraz fazla ürer ama ne güzel bir aile kurarlar.”
İşte o an, iki farklı dünya çarpıştı: biri mantığın, biri duygunun dünyasıydı.
Ve sonunda ikisi de taviz verdi. Akvaryuma hem Ali’nin seçtiği platiler, hem Elif’in çok sevdiği lepistesler girdi.
Sonuç mu?
Bir hafta sonra minik yavrular yüzmeye başladı. Elif’in gözleri doldu. “Bak, aile oldular.”
Ali’ninse dudak kenarı belli belirsiz kıvrıldı. “Demek ki filtrenin sistemi gayet iyi çalışıyor.”
---
Bir Balığın Ölümü
Bir sabah Elif uyandığında akvaryumun bir köşesinde hareketsiz duran Limon’u gördü.
Sessizce oturdu, uzun süre baktı. Suyun içinde salınan o küçük beden, evin sessizliğini daha da büyütüyordu.
Ali hemen aksiyona geçti. “Suyun değerini ölçmeliyim. Nitrat yükselmiş olabilir. Belki yem fazla geldi.”
Ama Elif sadece fısıldadı: “Onun canı gitmiş Ali. Bazen sebeplerin ötesinde olur.”
O gün Elif uzun süre akvaryumun yanında oturdu. “Canlıları sevmek, onları kaybetmeyi de göze almakmış.” dedi.
Ali, ilk kez ölçüm yapmadan yanına oturdu. Elini Elif’in omzuna koydu:
“Belki de sistemin bir parçası bu. Ama haklısın… kaybetmek zor.”
---
Akvaryumda İnsanlık
Zamanla akvaryum evin kalbi oldu.
Ali, her su değişiminde plan yapmayı sürdürdü ama artık Elif’in duygularını da dinliyordu. Elif de tür seçerken onun bilgisine güveniyordu.
Bir gün Elif şöyle dedi:
“Biliyor musun Ali, akvaryum aslında evliliğimiz gibi. Denge ister. Sen suyun değerini ölçüyorsun, ben ruhun sıcaklığını.”
Ali gülümsedi. “O zaman bu sistem uzun yaşar.”
---
Forumdaşlara Bir Soru
Evde hangi balıklar beslenir diye sormuştum başta. Artık biliyorum:
Japon balıkları, lepistesler, moliler, neonlar… Hepsi olabilir.
Ama aslında mesele balığın türü değil, insanın içinde beslediği sabır ve sevgi.
Kimimiz suyun pH’ını ölçer, kimimiz balığın gözündeki ışığı.
İkisi birleşirse, işte o zaman gerçek bir yaşam kurulur akvaryumda.
Siz hiç balık beslediniz mi forumdaşlar?
Bir Japon balığının sessizliğinde kendinizi bulduğunuz oldu mu?
Yoksa tıpkı Ali gibi, her şeyi çözmeye çalışırken bazen hisleri unuttuğunuz mu?
Ben hâlâ her akşam ışıkları kapatmadan önce akvaryumun önünde duruyorum.
Suyun içindeki sessiz hareketleri izlerken, aslında insanın kendi içindeki dalgalarını dinliyorum.
Belki de evde beslenebilecek en güzel balık, bize sabrı ve sevgiyi öğreten balıktır.
---
Son Söz
Evde hangi balık beslenir sorusunun tek cevabı yok.
Ama eğer akvaryumun başında hem ölçü yapan bir akıl, hem dua eden bir kalp varsa…
O evde sadece balıklar değil, duygular da nefes alır.
Ve belki bir gün, tıpkı Elif’in dediği gibi:
“Bir akvaryumun içinde sadece balıklar değil, birbirine tutunan iki insan da yaşar.”
Merhaba forumdaşlar,
Uzun zamandır buraya yazmak istiyordum. Bazen insanın içinde bir şey birikir, anlatmadıkça büyür ya… İşte öyle bir akşam, salonumun köşesinde usul usul yüzen balıklarıma bakarken düşündüm: “Evde hangi balıklar beslenir?” diye değil, “Evde hangi duygular bu balıklarla yaşar?” diye sormak gerektiğini fark ettim.
Bu hikâyeyi paylaşmak istiyorum çünkü bir akvaryumun içinde sadece su, bitki ve cam yok. Orada küçük bir evren var: sabırla, dikkatle, bazen de duygusal fırtınalarla dolu bir dünya.
---
Bir Akvaryumla Başlayan Sessizlik
Ali, teknolojiye meraklı, planlı ve stratejik düşünen bir adamdı. Bir gün işten dönerken, vitrinde ışıl ışıl parlayan bir akvaryum gördü. İçinde renk cümbüşü: turuncu Japon balıkları, neon tetras, birkaç moli… Dakikalarca camın önünde kaldı. Eve dönerken aklında sadece tek bir cümle vardı:
“Bu sistemi kurarsam, suyun dengesini, filtrenin gücünü, oksijen oranını tam ayarlarsam… her şey mükemmel olur.”
Eşi Elif ise farklıydı. O, canlılara kalbiyle yaklaşan, duygularla düşünen bir kadındı. Akvaryum fikrini duyunca yüzü aydınlandı:
“Ne güzel olur Ali, evin içinde küçük bir hayat. Onlara isim veririz, belki müzik bile dinletiriz…”
İşte o gün evlerinde 60 litrelik bir akvaryum kuruldu. Su doldu, filtre çalıştı, ışık yanıp söndü. Ama aslında evde yeni bir hikâye başlamıştı.
---
Japon Balıklarının Sükûneti ve Neonların Işıltısı
Ali, ilk günden itibaren hesap makinesiyle yaşadı. Su sıcaklığı 25 derece, pH 7.4, filtrenin debisi dakikada 300 litre olmalıydı. Akvaryum onun için bir proje, bir düzen denemesiydi.
Elif ise balıklarla konuşuyordu. Onlara “Limon”, “Maviş”, “Pamuk” gibi isimler taktı. Bir Japon balığı suyun üstünde yavaşça yüzerken Elif şöyle diyordu:
“Bak Ali, bu balık bizi dinliyor sanki. Bir şey anlatmak istiyor.”
Ali gülümserdi: “Elif, o sadece suyun yüzeyindeki oksijeni alıyor. Gayet normal.”
Ama Elif için o an normal değil, anlam doluydu. Çünkü onun dünyasında her canlı hissediyordu.
---
Balık Seçerken İki Dünya
Bir hafta sonra akvaryuma yeni balıklar eklenecekti.
Ali, stratejik bir plan yaptı. “Bak Elif, Japon balıkları yavaş. Neonlar hızlı. Aynı akvaryumda yaşarlarsa stres olur. Ayrıca lepistes doğurur, fazla çoğalır. Bence moli veya plati almalıyız. Dengeli tür seçimi yapmalıyız.”
Elif ise vitrindeki bir lepistesi gösterdi. “Ama şu turuncu kuyruğuna bak. O kadar zarif ki. Belki biraz fazla ürer ama ne güzel bir aile kurarlar.”
İşte o an, iki farklı dünya çarpıştı: biri mantığın, biri duygunun dünyasıydı.
Ve sonunda ikisi de taviz verdi. Akvaryuma hem Ali’nin seçtiği platiler, hem Elif’in çok sevdiği lepistesler girdi.
Sonuç mu?
Bir hafta sonra minik yavrular yüzmeye başladı. Elif’in gözleri doldu. “Bak, aile oldular.”
Ali’ninse dudak kenarı belli belirsiz kıvrıldı. “Demek ki filtrenin sistemi gayet iyi çalışıyor.”
---
Bir Balığın Ölümü
Bir sabah Elif uyandığında akvaryumun bir köşesinde hareketsiz duran Limon’u gördü.
Sessizce oturdu, uzun süre baktı. Suyun içinde salınan o küçük beden, evin sessizliğini daha da büyütüyordu.
Ali hemen aksiyona geçti. “Suyun değerini ölçmeliyim. Nitrat yükselmiş olabilir. Belki yem fazla geldi.”
Ama Elif sadece fısıldadı: “Onun canı gitmiş Ali. Bazen sebeplerin ötesinde olur.”
O gün Elif uzun süre akvaryumun yanında oturdu. “Canlıları sevmek, onları kaybetmeyi de göze almakmış.” dedi.
Ali, ilk kez ölçüm yapmadan yanına oturdu. Elini Elif’in omzuna koydu:
“Belki de sistemin bir parçası bu. Ama haklısın… kaybetmek zor.”
---
Akvaryumda İnsanlık
Zamanla akvaryum evin kalbi oldu.
Ali, her su değişiminde plan yapmayı sürdürdü ama artık Elif’in duygularını da dinliyordu. Elif de tür seçerken onun bilgisine güveniyordu.
Bir gün Elif şöyle dedi:
“Biliyor musun Ali, akvaryum aslında evliliğimiz gibi. Denge ister. Sen suyun değerini ölçüyorsun, ben ruhun sıcaklığını.”
Ali gülümsedi. “O zaman bu sistem uzun yaşar.”
---
Forumdaşlara Bir Soru
Evde hangi balıklar beslenir diye sormuştum başta. Artık biliyorum:
Japon balıkları, lepistesler, moliler, neonlar… Hepsi olabilir.
Ama aslında mesele balığın türü değil, insanın içinde beslediği sabır ve sevgi.
Kimimiz suyun pH’ını ölçer, kimimiz balığın gözündeki ışığı.
İkisi birleşirse, işte o zaman gerçek bir yaşam kurulur akvaryumda.
Siz hiç balık beslediniz mi forumdaşlar?
Bir Japon balığının sessizliğinde kendinizi bulduğunuz oldu mu?
Yoksa tıpkı Ali gibi, her şeyi çözmeye çalışırken bazen hisleri unuttuğunuz mu?
Ben hâlâ her akşam ışıkları kapatmadan önce akvaryumun önünde duruyorum.
Suyun içindeki sessiz hareketleri izlerken, aslında insanın kendi içindeki dalgalarını dinliyorum.
Belki de evde beslenebilecek en güzel balık, bize sabrı ve sevgiyi öğreten balıktır.
---
Son Söz
Evde hangi balık beslenir sorusunun tek cevabı yok.
Ama eğer akvaryumun başında hem ölçü yapan bir akıl, hem dua eden bir kalp varsa…
O evde sadece balıklar değil, duygular da nefes alır.
Ve belki bir gün, tıpkı Elif’in dediği gibi:
“Bir akvaryumun içinde sadece balıklar değil, birbirine tutunan iki insan da yaşar.”